Select Your Style

Choose your layout

Color scheme

Olayları algılama biçimimizin bizim duygusal tepkilerimizi etkilediği gerçeği kognitif terapinin ana çıkış noktasıdır. Yani “OLAYLARI OLDUĞU GİBİ DEĞİL, OLDUĞUMUZ GİBİ GÖRÜRÜZ”.    Örneğin bu yazıyı okurken okuduklarımızı bir değerlendirmeye ve yoruma tabii tutarız. Bu satırları okuyan bir kişinin “çok güzel, tam benim aradığım şey” diye düşündüğünü varsayalım, bu kişi kendisini mutlu, hevesli hissedecektir. Bir diğer kişinin ise buraya kadar yazılanları okurken aklından “iyi gibi görünüyor, ama ben yapamam, ben de işe yaramaz” şeklinde düşünceler geçmişse bu kişi de kendisini karamsar ve isteksiz hissedecektir. Bu satırları okuyan her insan kendine göre bir değerlendirme ve yorumlama yapar, sonuçta ortaya çıkan duygu ve davranış bundan etkilenir.   Bu yaklaşım genellikle “ŞIMDI VE BURADA” üzerine, yani o anda güncel olarak kişide sıkıntı yaratan sorunlar üzerine odaklanır. Eğitmenin ve danışanın birlikte çalışarak saptadığı hedeflere ulaşmak ve “DEĞIŞIM” yaratabilmek için seanslar sırasında öğrenilenler seanslar arasında uygulamaya geçirilir. Seans içinde eğitmenden öğrenilen bilginin beceriye dönüştürülebilmesi için uygulamada “EV ÖDEVLERI” ya da “EGZERSIZLER” den faydalanılır. Eğitmen ve danışan birlikte danışanın sorunu hakkında ortak bir fikir edinerek sorunu birlikte anlamaya, mevcut sorunun danışanın DÜŞÜNCE, DUYGU VE DAVRANIŞLARINI ve gün içindeki işlevlerini nasıl etkilediğini belirlemeye çalışırlar.   Buradaki Amaç
  • SIKINTI YARATAN BELIRTILERI HEDEF ALAN
  • SIKINTIYI AZALTMAYI
  • DÜŞÜNCE BIÇIMLERINI YENIDEN GÖZDEN GEÇIRMEYI
  • SORUN ÇÖZMEDE YARDIMCI OLACAK YENI STRATEJILER ÖĞRETMEYI AMAÇLAYAN etkililiği araştırmalarla gösterilmiş “KANITA DAYALI” bir terapi türüdür.

Share This:

To Top